Türkiye’de Tutuklama Hataları ve Tutuklamaya İtiraz Prosedörü

Ülkemizde maalesef tutuklama tedbir olmaktan, istisnai hallerde başvurulan bir uygulama olmaktan çok genel olarak mahkemelerin başvurduğu bir ceza haline gelmiştir. Bu anlamda tutuklanan şahısların masumiyet karinesi göz ardı edilmekte ve toplumda suçlu gibi bakılmaktadır. Tabi tutuklama ile beraber dosyanın gizli olması veya mahkemelerde duruşma aralarının uzaması nedeniyle makul süre aşılmakta ve tutuklu kalınan süre epey uzamaktadır.

Ayrıca iddiaya konu suçun katalog suçlardan olması halinde diğer güvenlik tedbirleri yerine otomatik tutuklama sisteminin hemen devreye girmesi adli kontrol gibi daha ölçülü olabilecek tedbirleri uygulamasını engellemekte ve tutukluluk süresini uzatmaktadır. Bu nedenlerle yargılamanın her aşamasında tutukluluğa itiraz etmek ve kişinin tutuksuz bir şekilde, gerekiyorsa farklı bir mekanizma ile yargılama süresince serbest bırakılmasını sağlamak elzemdir.

Tutuklamaya Kimler İtiraz Edebilir?

Tutuklama kararının öğrenilmesinden sonra 7 günlük süre içerisinde bu kararı veren mercie itiraz edilir. Bu karara karşı Ceza mahkemeleri Usul Kanunu 262. Madde gereği aşağıda isimleri yazılı olan kişiler karara itiraz etme hakkına sahiptirler.

Şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi ve eşi, şüpheli veya sanığa açık olan kanun yollarına süresi içinde kendiliklerinden başvurabilirler. Şüphelinin veya sanığın başvurusuna ilişkin hükümler, bunlar tarafından yapılacak başvuru ve onu izleyen işlemler için de geçerlidir.”

 

Tutuklamaya İtiraz Dilekçesi

 

 ………….  SULH CEZA HAKİMLİĞİ’NE  

 

DOSYA NO                                     : 2017/…..

İTİRAZ EDEN                                : Ü…. Ş.. TC: 15….

MÜDAFİİ                                         : Av…..

KONUSU                                         : Tutuklama kararının İTİRAZEN kaldırılarak, şüphelinin tutuksuz yargılanmasına karar verilmesi istemidir.

İTİRAZ NEDENLERİMİZ  

  • CMK 100’deki koşullar oluşmamıştır:
  • Şüphelinin kaçma şüphesi yoktur.
  • Sabit ikametgâh sahibidir.
  • Şüpheli delilleri karartamaz. Çünkü toplanacak başkaca delil kalmamıştır.
  • Şüphelinin tanıklar, mağdur veya başkaları üzerinde baskı kurma olasılığı da yoktur. Zira mağduriyetin giderilmesi için çabalamaktadır.

Ayrıca, tutuklama kararı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5.maddesindeki koşullarla Anayasa’nın 19/3 hükümleri de dikkate alınarak verilmelidir. Bu koşulların şüpheli bakımından oluşmadığı kanısındayız.

Tutuklama en son tedbirdir: CMK 109’daki adli kontrol kurumunun tutuklamaya göre öncelikle uygulanması gerekir. Mahkeme, öncelikle adli kontrolü uygulamadan tutuklamaya hükmetmemelidir. AİHM de içtihatlarında tutuklamanın en son önlem olarak uygulanması gerektiğinden bahsetmekte; başka bir önlemle tutuklamadan sağlanan yarar sağlanabilecekse, tutuklama yoluna gidilmemesi gerektiğini söylemektedir.

HUKUKİ NEDENLER      : CMK 101/5 ve 267,268 vd maddeleri.

SONUÇ ve İSTEM              : Belirttiğimiz nedenler ve mahkemenin kendiliğinden takdir edeceği nedenlerle:

1-) Şüpheli hakkındaki tutuklama kararının İTİRAZEN KALDIRILMASINI ve şüphelinin tutuksuz yargılanmasına karar verilmesini,

2-) Mahkeme aksi görüşte ise, tutuklama kararının ‘’adli kontrole’’ çevrilmesini Şüpheli müdafii olarak saygılarımla talep ederim.14.08.2017

Şüpheli Müdafii

Av…..