Başbakan Binali YILDIRIM, kısa süre önce verdiği bir beyanatta  “Suç işleyen kendini sınır dışında bulur”  demişti. Ancak Geri Gönderme Merkezlerinde yaşananlar ve buradan sınırdışı edilenlerin bu kıstasa uyulmadan yani suç işlemeden de kendilerini sınırdışında bulduklarını görmekteyiz.

Aşırı tedbirci yaklaşımla Müvekkil gibi masum insanları ceza evi koşullarından daha zor olan Geri Gönderme Merkezlerinde tutmak 21. YY da sahip olduğumuz değerler ve özlediğimiz adalet anlayışı ile bağdaşmamaktadır. Suçlularla masum insanları ayırarak, bir tek masumu bile mağdur etmeden bu yargılamaları tamamlamak zor ama gerekli bir iş. Güvenlik tedbirlerinin sıkılaştırılması elbette Türkiye’de yaşayan insanların güvenliği için elzem ve vazgeçilmez bir durumdur. Ancak bu tedbirler müvekkilimizin şahsında masumiyeti her halinden belli, geçmişi ve Türkiye’de yaşadığı süre içerisinde hiçbir yasal sorunu olmayan, illegal hiçbir faaliyeti olmayan bir kişiyi, Geri Gönderme Merkezi’nin çatısı altında veya hayat güvencesinin olmadığı Suriye arasında bir tercihe zorlamak vicdanımızı yaralamaktadır. Bu nedenlerle ivedilikle ve sınırlandırılmış şartlar altında bir gün bile gecikmeden adaletin sağlanması için yetkililerin kanayan yaraya, parçalanan ailelerin feryadına kulak asması gerekmektedir.

Son zamanlarda geri gönderilen kişilerle ilgili olarak; yasal yollarla Türkiye’ye giriş yapmış ve yasal ikamet sahibi olarak Türkiye’ye  yerleşmişlerdir.. Yıllardır Türkiye’de bulunmakta olup bu güne kadar kanunlara aykırı en ufak bir hareketi olmadığı gibi Türkiye’nin gelişmesi ve güçlenmesi için yoğun çaba sarf etmekte, ülkemizi kendi ülkesi gibi kabullenmiş canıyla malıyla kendini bu ülke için feda etmeye hazır bir durumdadırlar. Ne kendilerinin nede yakınlarının, ailesinin Türkiye’de bulundukları süre içerisinde her hangi bir adli vakaya karışmamışlardır.

Ancak Suriye vatandaşı hakkında kamu güvenliğini tehdit ettiği gerekçesiyle 6458 Sayılı Yasanın muhtelif maddeleri ve bentleri uyarınca sınır dışı edilmesine ilişkin işlemler başlatılmaktadır

Unutulmamalı ki bu şahıslar Suriye’den iç savaş nedeniyle ve yaşam tehlikesi nedeniyle gelmiştir. Çoğu kendi halinde ve deyim yerinde ise suya sabuna dokunmayan hiçbir terör örgütü ile irtibatı-iltisakı veya sempatisi bulunmamaktadır. İsnad edilen şüphe ile ilgili detaylı bir araştırma yapılmadan doğrudan sınırdışı veya idari gözetim kararı sonrası sınırdışı işlemleri başlatılmaktadır.

                                   Aslolan kişi özgürlüğüdür. Bu nedenlerle haklarında sınırdışı kararı kesinleşinceye kadar adli kontrol benzeri bir uygulama ile yasal ikamet adresinde ikamet etmesine müsaade edilmesi en çok yakışan durum ve insani uygulama olacaktır.