NÖBETÇİ AİLE MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ’ NE

                                                                GAZİANTEP

 

DAVACI                               : ……………………………..(TC: ……………)

VEKİLİ                                 Av. ………….

DAVALI                               : ……………( TC:…..)

ADRESİ                                :………..

KONUSU                              Şiddetli geçimsizlik ve evlilik birliğinin temelden sarsılması sebepli  BOŞANMA istemidir.

AÇIKLAMALAR               :Taraflar 2010 yılında evlenmiş olup, bu evlilikten ortak çocukları bulunmamaktadır. Taraflardan her ikisi de üniversite mezunu olup öğretmendir. Müvekkile ilkokul öğretmeni olup, davalı matematik öğretmenidir. Evliliğin ilk günlerinde başlayan karşı tarafın hastalıklı tutum ve davranışları ve uyumsuzluklar zamanla dozunu artırmış, giderek ortak yaşamı çekilmez hale getirmiştir.

                                               Taraflar öğretmen oldukları ve Haziran da evlendikleri için oldukça uzun yaz tatilleri bulunmaktadır. Normal koşullarda yeni evli bir çiftin birlikte güzel zaman geçirmesi gerekirken güzel zaman geçirmek yerine bu süre müvekkile için eziyete dönüşmüştür.  Davalı gece 4 gibi yatıp öğlen 3 gibi uyanmış ve sanki birlikte zaman geçirme sürelerini kasıtlı bir şekilde azaltmıştır. Dışarı gezmeye çok az çıkabildikleri gibi çıktıklarında da davalının takıntılı söylem ve davranışlarıyla durum çekilmez bir hal almıştır. Davalı dışarı çıkarken müvekkilenin ne giyeceğine karışmış, ne giyse “ bunu mu giyeceksin, senin tipine uygun değil bu giysi. Uzun boylulara yakışır, yanıma yakışıyor musun,  daha topuklu bir şeyler giy boyun çok kısa vs “gibi cümleler kurarak müvekkili beğenmediğini daha balayı sürecinde ifade etmiş ve müvekkilin öz güvenini kırarak onu aşağılamış ve ona yoğun şekilde psikolojik şiddet uygulamıştır. Müvekkile zaman içinde geçer diye düşünüp eşinin hoşlandığı gibi olmaya çalışmışsa da bunu bir türlü başaramamıştır. Ne topuklu ayakkabı giyme, ne saç rengini değiştirme, ne onun istediği kıyafetleri giyme hiç biri bir sonuç getirmemiştir.  Getiremezdi de zaten çünkü karşı taraf Takıntıları Hastalık Derecesinde Olan Ve Bunun İçin Tedaviye İhtiyacı Olan Bir İnsandır. Müvekkile davalıyı EN SON kendisi ile birlikte zar zor doktora gitmeye ikna etmiş ve davalı için doktor, takıntılarının hastalık noktasında olduğunu ve bunun için ilaç tedavisi görmesi gerektiğini ifade etmiştir. Ancak kendisi tedaviden kaçınmıştır. Kendinde çok emin ve hiçbir problemi olmadığını düşünen davalının bu yapısı müvekkilenin hayatını tam anlamıyla eziyete dönüştürmüştür. Şöyle ki;

                                               Davalının bu takıntıları süreç içinde o kadar ileri boyutlara ulaşmıştır ki müvekkile açısından hayat tamamen bir kabusa dönüşmüştür. Müvekkile evine hiçbir arkadaş ve hatta akrabalarını dahi çağıramamış, hiçbir ortak arkadaşı ile dışarıda görüşememiş, hatta davalı ile birlikte televizyon dahi izleyememiştir. Ne zaman birlikte televizyon izleseler  o bile sorun olmuştur. Müvekkilenin anlatımıyla ifade etmeye çalışırsak; “ . Eşim ile tv yada sinema izlemekten korkardım. Çünkü ne zaman güzel bir bayan çıksa hemen tavırları değişir bana bakıp “……………….?” diye sorular sorar yeminler etmemi isterdi. Kendimi eşime beğendirtmek için sürekli bir şeyler alıyor ama her defasında yakışmadığını, gidip bunu mu aldın gibi cümlelerini duyuyordum. Birlikte gitmeyi önerdiğimde ise (toplamda 3-4 defa gitmişliğimiz vardır.) o zar zor bir şeyler beğenir ve bunları da bana idare edecek şekilde yakıştırırdı. Eşimin beni beğenmemesi bende büyük bir sorun haline dönüştü. Kendime hiç bir şey yakıştırmamaya çirkin hissetmeye başladım.160 boyum var, hayatım boyunca ne boyumu nede güzelliğimi sorun eden bir insan olmuştum.

                                               Aynı zamanda davalı ile çocuk meselesini konuştuklarında ve müvekkile haklı olarak çocuk istediğini eşine söylediğinde “……………” gibi cümleler saf etmiştir. Müvekkileyi en çok yaralayan, inciten meselelerin biri de bu olup davalının müvekkile ile bir gelecek hayal etmediği sağlıklı bir yuva kurma düşüncesi olmadığı da bu cümleden anlaşılmaktadır.

                                               Müvekkilenin üzüldüğü bir başka konu ise kardeşleri de dahil eve hiç kimsenin misafir olarak gidememesi ve tam anlamıyla asosyal bir yaşamın kendisine dayatılmış olmasıdır. Ne arkadaşları, ne komşuları ne de amca, hala vs akrabaları evine ziyarete gidememiştir. Her bir ziyaret talebini büyük bir mahcubiyetle reddedip geçiştiren müvekkileye bu durum da inanılmaz üzücü gelmiştir. Zira kendisi ……….. olup, burada da oldukça geniş bir akraba çevresi bulunmaktadır.  Akraba ziyaretlerinin çok önemli ve zorunlu olduğu bir kültürden gelen müvekkile için akrabalarını reddetmek aynı zamanda utanç verici olmuştur. Kardeşler, teyzeler, halalar ve hatta arkadaşlarda buna şahitlik edecektir.

                                               Davalı kendi ailesine yemeğe gidilmesinde bir sorun çıkarmamış ancak müvekkilenin ailesine ki oda yalnızca anne/babasıdır gidilmesinde her defasında yemeğe kalmamak koşuluyla ve zoraki kabul etmiştir. Müvekkilenin ailesine gitmek hep problem olmuştur.  Bu da yetmezmiş gibi davalı müvekkilenin ……….. olduğunu ve etnik kökenini bilmesine ve evlilik öncesi bu konu konuşulmasına rağmen süreç içinde müvekkileyi etnik kökeninden dolayı aşağılamış ve müvekkileye sırf bu yüzden küfürler etmiştir. Müvekkile evde haber izleyemez hale gelmiştir. Televizyonda çıkan haberlerde he defasında kızıp küfretmeye “…………………..” gibi cümlelerle müvekkileyi aşağılamıştır. Davalının bu davranışları o kadar ileri boyuta ulaşmıştır ki müvekkile artık eşinden korkmaya başlamıştır. Söz konusu tutumu hastalık boyutunda olup, bir gün müvekkile okuldan geldiğinde ortada hiçbir neden yokken davalı suratını asım susmuş ve müvekkile nedeninin sorduğunda davalının ağzı gün geçtikçe daha da bozulmuş, sürekli küfreder hale gelmiş ve haber saatlerini müvekkileye işkenceye çevirmiştir.

                                               Tüm bu anlatımlarımızın ışığında müvekkile, kendisini ve ailesini sürekli aşağılayan, küçümseyen ve kendisine layık görmeyen, evliliğin özeli, ortak yaşam ve duygu adına ne varsa bitmesine neden olan, takıntılarıyla hayatını kabusa çeviren davalıyla boşanmak istemektedir. Tüm bu ifade ettiğimiz konular evlilik birliğini bir daha onarılmaz şekilde zedelemiş olup, tarafların bir daha bir araya gelebilmesi olanaksızdır. İş bu sebeple tarafların boşanmalarını, söz konusu boşanma sürecinde davalının yaptıkları müvekkilde onarılması güç manevi yıkıma sebep olduğundan 250.000,00TL manevi tazminata ve 150.000,00TL maddi tazminata hükmedilmesini talep zorunluluğu doğmuştur.

HUKUKİ  NEDENLER     :MK, HUMK ve sair ilgili mevzuat.

DELİLLER                          :Tanık sair her türlü delil

İSTEM  VE  SONUÇ          : Yukarıda açıkladığımız nedenlerle tarafların evlilik birliğinin temelden sarsılması nedeniyle BOŞANMALARINA, 250.000,00TL manevi tazminata ve 150.000,00TL maddi tazminata hükmedilmesine, yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesi saygılarımızla vekaleten arz ve talep olunur. …………….

    

  DavacıVekili                                Av. …………..

 

Eki:

  • Vekaletmane aslı
Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Boşanma Dilekçesi
Oy verebilirsiniz.

Bir önceki yazımız olan Çocuğu Göstermeyene Velayet Verilmez başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.