………………….MAHKEMESİ BAŞKANLIĞI’NA

                                                  …………..

 

 

DOSYA NO    ………………

SAVUNMASINI SUNAN

(SANIK)                                 :……………….

MÜDAFİ                                : Av. ……………………………….

DAVACI                                : K.H.

KONU                                               :İddia makamının mütaalasına karşı savunmalarımızın sunulmasından ibarettir.

AÇIKLAMALAR                  : İddia makamının müdafisi olduğumuz sanık hakkında vermiş olduğu mütalaasına katılmamız mümkün değildir.  Müdafisi olduğumuz  sanık, kendisine atfedilen suçu işlememiştir. Öncelikle beraat etmesi gerekirken dosyanın zaman aşımından düşürülmesinin tarafımızca kabulü mümkün değildir. Şöyle ki;

Sayın iddia makamı söz konusu olayda her ne kadar da zimmet suçundan dava açılmışsa da yargılama neticesinde zimmet suçunun değil 765 sayılı TCK’nun 240 maddesinde düzenlenen Görevi Kötüye Kullanma suçunun oluştuğunu ve bunun da zaman aşımı nedeniyle düşmesini, ayrıca dosya kapsamında kamu zararı olarak hesaplandığı iddia edilen miktarın tazmin ve tahsilinin saklı tutulmasına karar verilmesini talep ve mütalaa etmiştir.

Sayın mahkemenin de bildiği üzere görevi kötüye kullanma suçu 765 sayılı eski Türk Ceza Kanununda yer verilen keyfi muamele, görevi kötüye kullanma ve görevi ihmal suçları ayrımı, 2004 yılında çıkarılan 5237 sayılı yeni Türk Ceza Kanunu ile değişmiş ve bunun yerine görevi ihmal ve görevi kötüye kullanma suçları aynı maddede ve görevi kötüye kullanma başlığı altında farklı cezalara sahip tek bir suç olarak düzenlenmiştir.

Görevi kötüye kullanma suçunun maddi unsurları sayın mahkemenin de bildiği üzere;

  • Görevin gereklerine aykırı hareketle görevi kötüye kullanma
  • Görevin gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme gösterme
  • Görevin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlamadır.

Görevi kötüye kullanma suçunun manevi unsuru ise,  suçu oluşturan hareketin veya ihmalin mutlaka bilinçli ve iradi yapılması gerektiğidir.

 

Önemle vurgulamak gerekir ki görevi kötüye kullanma suçunun manevi unsuru, görevin gereklerine aykırı hareket veya görevin gereklerini yapmakta ihmal ya da gecikme gösterme eylemini, sonuçlarını bilerek ve isteyerek gerçekleştirmedir. Yani görevi kötüye kullanma suçunun oluşması için kişinin görevin gereklerine aykırı hareketinin veya ihmalinin farkında olması gerekmektedir.

Dosya kapsamında yaptığımız tüm savunmalarda müdafisi olduğumuz sanığın samimiyetle kantin açığını (ki bu açık yanlış muhasebe kullanımı nedeniyle hesaplanamaz ve belirsiz bir açıktır) kapatmaya çalıştığı,  amirlerinden ve kantin başkanından destek istediği kantin başkanının “ bu cenazeyi birlikte kaldıracağız” şeklinde ifade verdiği ancak kantin başkanı olmasına rağmen ağır sorumluluk altında destek isteyen ve bocalayan sanığa hiçbir destek vermediği ve durumu sürekli geçiştirdiği ortaya çıkmıştır. Müdafisi olduğumuz sanık diğer sorumluluklarının yanında içtenlikle kantin sorumluluğunu yerine getirmeye çalışmış ve tabiri caizse üzerine zorla devredilen bu sorumluluğun üstesinden gelmek için elinden gelen çabayı hatta fazlasını yapmaya çalışmıştır. Kantin başkanının sorumlu tutulmadığı bir süreçte müdafisi olduğumuz sanığın sadece sorumlu tutulması hukuka aykırı olduğu gibi aynı zamanda kesinlikle hakkaniyete de aykırıdır. Kendisinden destek istediği kişi başkanı olup, başkanın beraat ettiği dosyada hiçbir destek verilmeden ağır sorumluluk altında kendi çabasıyla görevini yerine getirmeye çalışan sanığa tüm sorumluluk yüklenmektedir.

Müdafisi olduğumuz sanığın yukarıda ifade ettiğimiz suçun maddi unsurlarını oluşturma kastının olduğundan kesinlikle söz edilemez. Bilakis zararı önlemek için elinden geleni yapmış ve yapamadığı durumlarda destek istemiştir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi (2010/4.MD-61 E., 2010/117 K.) bir kararında bu hususu şöyle vurgulamıştır:” Somut olayda; bölgenin ve iş yoğunluğunun özelliklerini gözeten ve uzak olan bir yerde keşif icra eden sanık hakimin, keşif günü gelmemiş ve bir başka mahkemeye ait dosyalarda, re’sen keşif yapması, görevinin gereklerine aykırı ise de keşif ücretlerinin sanık tarafından iade edilmiş olması ve bu aykırılıkların temyiz davasına konu olacağı da nazara alındığında, kişilerin mağduriyetine, kamunun zararına ya da kişilere haksız bir kazanç sağlanmasına yol açmadığı gibi, sanığın görevi kötüye kullanma kastı ile hareket ettiğinden söz edilemez.Bu itibarla, sanık hakkında hukuka aykırı eylemi nedeniyle disiplin soruşturması yapılmasına bir engel bulunmamakla birlikte, manevi unsur yokluğu nedeniyle oluşmayan görevi kötüye kullanma suçuyla ilgili olarak, temyiz itirazlarının reddiyle beraat hükmünün onanmasına karar verilmelidir.”

Tüm bu anlatımlarımız ışığında müdafisi olduğumuzu sanığı, yanlış muhasebe sistemi kullanımı nedeniyle bir türlü içinden çıkılmayan ve ne kadar olduğu da net hesaplanamayan farazi kantin açığından, kantin başkanının beraat ettiği dosyada tek başına sorumlu tutmak hukuka ve adalet duygusuna aykırı olacaktır. Müdafisi olduğumuz sanığın bu suçun işlenmesinde hiçbir kastı ve bilerek yaptığı bir kusuru bulunmaktadır. Yalnızca tecrübesizliği ve aldığı diğer sorumlulukların ağırlığı nedeniyle görevini gereği gibi yerine getirememiş olabilir ki burada da destek istemiş ve kendisine gereken destek verilmemiştir. Bu bağlamda sanığın öncelikle beraatini, sayın mahkeme aksi kanaatteyse hakkında  lehe indirim sebeplerinin uygulanmasını talep ederiz.

İSTEM VE SONUÇ              :Yukarıda arz ettiğimiz nedenlerle, müvekkilin beraatına karar verilmesini, sayın mahkeme aksi kanaatteyse lehe indirim sebeplerinin uygulanmasını saygıyla bilvekale arz ve talep ederiz. …………..

Sanık Vekilleri

Av

Görevi Kötüye Kullanma Savunma Dilekçesi
Oy verebilirsiniz.

Bir önceki yazımız olan Savcılık Şikayetten Vazgeçme Dilekçesi Örneği başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.