Fetö üyeliği nasıl tespit edilir? Suçun ve yapının başlangıç tarihi nasıl tespit edilmelidir? Bazılarının 7 Şubat, 17-25 Aralık veya 15 Temmuz gibi tarihler yargılama için baz alınamaz. Yargı camiasına böyle bir dayatmanın yapılması da yanlış olacaktır. Bu açıklamalar ışığında örgüt üyelerinin pozisyonu değerlendirilirken, katılma iradeleri, örgütün amacı, bu konuda üyelerin eğitimi, bilgisi, elverişliliği gibi çeşitli kıstasların göz önünde tutulması icap edecektir.

Suçlar ve cezalarda kanunilik prensibi evrensel bir ilkedir. Bu anlamda yargılanan her kişinin ayrı bir ruh dünyası ve hikayesi vardır. Üyelik suçlaması bile olsa masumiyet karinesi gereği ve delillerin tamamının toplanmış olması göz önüne alınarak tutuklamaların bitmesi ve adli kontrol tedbirlerine başvurulması hukuk devleti gereğidir.  Çünkü tutuklama yargılama da başvurulacak en son çaredir.  Tutuklamanın ön şartı iddiaya konu suçun işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesidir. Bu saatten sonra Fetö ile yargılanmak bile olsa ölçülü olan daha kapsamlı adli kontrol mekanizmalarının çalıştırılması temel hak ve hürriyetler açısından da önem arz etmektedir.

Fetö çatı iddianamesine yansımış önemli bir hususa değinmek gerekir.17-25 Aralık sonrası pişman olup örgütten ayrılan kişilerin örgüt üyeliği nedeniyle yargılanmaması gerekir.

Yargıtay’ın en son verdiği kararlarda örgüt üyeliği tespitinde Bylock önemli delil olarak sayılmaktadır.

1- Bylock Kullanımı: Terör örgütü üyeliğinde en önemli kriterdir.

Bylock nedir? Aralık 2014 yılına, hatta 2015 yılı başlarına kadar kullanıldığı varsayılan ve üyeliğin karşı taraftan onay ve şifre karşılığı kullanıma açılmaktadır. Bylock programına tahsis edilen 9 ayrı ip var ve bu ip adreslerine bağlanan telefon kayıtlarına ulaşılabilmektedir.  Bylock’un telefonda olması yeterli bir delil olmayıp ayrıca bunun fiilen ve sıklıkla kullanılmış olması gerekmektedir. Konuşma ayrıntıları varsa bu ayrıntılar üzerinden üyelik tespiti yapılmaktadır. Ancak unutulmaması gereken bu iddiaların mutlaka Savcılık ve mahkemeler eliyle delillendirilmesi gerekir.

Bylock bir örgüt delili sayılsa bile suçun oluşması için manevi kastın (silahlı terör örgütüne üyelik kastı) varlığı şarttır. Sadece bu programın kullanılmış olması manevi kastın oluşması için yeterli değildir. Mahkemelerin sadece bu program kullanıcılarını tahliye etmekten kaçındıkları görülmektedir. Bu durumun heyet karşısında yazılı olarak ve tabanı ikna etmek için propaganda aracı olarak kullanıldığına açıklık getirmenin faydası olacaktır. Ders dinletisi yapan, toplantı amaçlı kullananlar, islami paylaşımlar için kullananlar ve indirmiş ama hiç kullanmayanlar olduğunu unutmamak gerekir.

Fetö örgüt üyeliği tespitinde diğer kriterler ise

2- Bank Asya       :  Bank Asya sürecindeki gelişme 17-25 Aralık 2013 Tarihindeki Operasyonlara dayanmaktadır. Bu tarihten sonra Bank Asya iktidar partisi tarafından FETÖ/PDY finans ayağı olarak belirlenmiş, 30 Ekim 2014 de yapılan MGK da legal görünümlü illegal yapılanma olarak tanımlanmış, 04 Şubat 2015 de TMSF %60 hissesine, 30 Mayıs 2015 de ise tamamına el koymuş ve bugüne gelinmiştir.
Bu süreci değerlendirirken kişilerin mali durumlarını, statülerini, yatırım zamanı ve niteliğini iyi tespit edip yine dosyada bulunan diğer mevcut deliller ile birlikte değerlendirme yapmak gerekmektedir.

3- Aktif-Sen Üyeliği       : Siyasi İktidar ile dershanelerin kapanması meselesi nedeniyle ters düşen FETÖ/PDY Yapılanmasının Eğitim Ayağı olarak faaliyet gösteren Aktif-Sen bilindiği üzere OHAL Kararnameleri ile kapatılmıştır.

Aktif-Sen Üyeliği de tıpkı Bank Asya üyeliği gibi tek başına örgüt üyeliği için baz alınabilecek bir kriter olmayıp, şüphelilerin bulundukları dönem, katılma ve ayrılma şekli, pozisyonları ve diğer tüm deliller ile birlikte değerlendirilerek sonuca varılması gerekmektedir.Gizli tanık ya da etkin pişmanlıktan yararlanan şüphelilerin ifadelerinde, şüpheliye yönelik suç isnadının bulunup bulunmadığı bu anlamda en önemli delillerden biridir.

Örgüt Üyeliğinin tespitinde başlıca kriterler iletişim tespitleri, banka hareketleri, sendikal üyelikler olmakla birlikte yine himmet adıyla finansal destek sağlanması, örgüt bağlantılı üyeliklercemaat toplantılarına katılım, tayin ve terfiler, ışık evleri ve dershaneler ile bağlantı gibi faaliyetlerde çeşitlilik ve devamlılık açısından araştırılması ve değerlendirilmesi gereken hususlardır. Sanığın pozisyonunun tespitinde örgüt içindeki diğer sanıklar ile olan iletişimi, örgütün ne zamandan beri silahlı terör örgütü haline dönüştüğü, amaca katkısı ve sanığın bu amaca matuf eylemleri dikkatle irdelenmelidir.

Bu kapsamda yasal düzenlemeler ve İçtihatlar ışığında FETÖ/PDY Terör Örgütünün Amacı ve yapısı dikkate alındığında, örgüt sempatizanı olan ancak suç işleme iradesi taşımayan, örgüt yapılanmasında ideolojik tabaka veya üzerindeki suç işlemeye yönelik sınıfa dâhil olmayan, eylemlerinde süreklilik ve çeşitlilik bulunmayan, Anayasal Düzeni Yıkmak ve Devletin Güvenliğini Ortadan Kaldırmak Maksadı taşımayan kişilerin Terör örgütü üyesi olarak kabulüne olanak bulunmadığı kabul edilmelidir.

Son olarak şu hususu önemle belirtmekte fayda vardır. Ceza yargılamasında her olay kendine özgü meydana geliş şekli, tarafların ilişkileri ve dosyadaki mevcut delil durumu dikkati nazara alınarak kanun, emsal kararlar ve vicdani kanaat perspektifinde karara bağlanır. Tüm bu sayılan hususlar her somut olayda kararı etkileyen önemli birer unsur olarak karşımıza çıkar. Bu nedenle her dosyada sanığın durumunun ayrıca ve titizlikle ele alınması gerekmektedir.