ÇEK YASASINDA YAPILAN DÜZENLEMELERE KISA BİR BAKIŞ

Çek Yasasında yapılan değişikliklerle beraber, çek keşide edenleri hapis cezası verilmesini düzenlemeler Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi. Peki karşılıksız çek için nereye şikayet yapılır? Her bir çek yaprağı için sorumluluk durumu nedir? İtirazlar nereye yapılır? Bu ve daha bir çok soru için kısa bir özet çalışmayı aşağıya çıkardık.

Karşılıksız Çek

                        Çek karşılığını bulundurmamak fiili kabahat olmaktan çıkarılıp suç haline getirildi. Düzenleme ile çek karşılığını bulundurmayanlar hakkında önce adli para cezası ve çek keşide etme yasağı uygulanması, adli para cezasının ödenmemesi durumunda bu cezanın tazyik hapsine çevrilmesi öngörülmüştür. (kamuya yararlı işte çalışma yaptırımı uygulanmadan)

GENEL ÖZELLİKLER

                        1-Karşılıksız çekle ilgili şikayetler İcra Ceza Mahkemesine yapılacaktır. Karşılığı bulundurulmayan her çek yaprağı ayrı bir suç oluşturmaktadır. Bu nedenle karşılığı bulundurulmayan her çek için ayrı bir hüküm kurulmalıdır.

                        2-Yapılacak şikayetlerde ve devamında yargılamalarda CMK değil İcra İflas Kanunu 347,349,350,351,352,353. Maddeleri uygulanacaktır.

                        3-Şikayet süresi; karşılıksız çek eyleminden sonra 3 ay içerisinde ve herhalde 1yıldır.

                        4-  Kanuni ibraz süresinde ibraz edilmekle birlikte karşılıksız çek düzenlemesine sebep olanlar için hamilin şikayeti üzerine her bir çekle ilgili olarak 1500 güne kadar adli para cezası getirildi. Adli para cezası her bir çek için karşılıksız kalan kısımdan aşağı olamayacak. Adli para cezası ödenmezse, bu ceza 5275 Sayılı Ceza Kanunu gereği kamuya yararlı bir işte çalıştırılmaksızın doğrudan hapis cezasına çevrilecek.

                        5-Etkin Pişmanlık: Kanuni ibraz süresinden itibaren işleyen süreye göre hesaplanan temerrüt faiz oranında hesaplanan faiz ile birlikte tamamen ödenmesi durumunda ödeyen kişi hakkında davanın düşmesi, mahkumiyet kesinleşmesinden sonra hükmün sonuçlarının tamamen kaldırılmasına karar verilecek.

                        6- Mahkeme koruma tedbiri olarak gerek yargılama aşamasında, gerekse hükümle birlikte çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı da koyabilecektir. Mevcut böyle bir yasak varsa devamına karar verilecek. Bu yasak kararı, çek sahibi gerçek ve tüzel kişi ise, tüzel kişi adına çek keşide edenler ile sermaye şirketi adına çek keşide edilmesi durumunda yönetim organı ve ticaret siciline tescil edilen temsilci hakkında verilecek. Bu yasağa sahip kişiler yasakları süresince sermaye şirketleri yönetim organlarında görev alamayacak.

                        7-Yetkili Yargı Mercii: bu fiillere ilişkin davaya bakma görevinin çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği veya çek hesabının açıldığı banka şubesinin bulunduğu yer ya da hesap sahibinin yahut şikayetçinin yerleşim yerindeki İcra Mahkemeleri

                        8- Çek hesabı açtıracaklar dan adli sicil kaydı ve T Bankalar Birliği Risk Yönetiminden bilgi istenecektir.

                        9-Çek yasağı ile ilgili kararlar ortak bankacılık sistemine işlenecektir.

NOT: Hükme konu edilen çek yaprağının hangi çek yaprağı olduğunun (seri numarası, keşide tarihi, miktarı) hüküm fıkrasına yazılması olası karışıklıkların önlenmesi ve özellikle de vazgeçme/ödeme halinde verilecek düşme hükümleri bakımından yararlı olacaktır.

İTİRAZ VE TEMYİZ YOLU

                        Çek Kanunun 5/1 maddesinde yargılama sırasında verilen tedbir niteliğindeki çek yasağı kararlarına İİK’nın 353. maddesindeki usule göre itiraz yolunun açık olduğu belirtilmektedir. Verilecek adli para cezaları bakımından öngörülmüş özel bir kanun yolu yoktur. Fıkranın devamında yer alan İİK’nın 353. maddesine yapılan atıf da özel düzenleme değildir zira İİK’nın 353. maddesinde disiplin hapsi ve tazyik hapsi kararlarına yönelik itiraz yolu düzenlenmiş adli para cezasına ilişkin kanun yolu düzenlenmemiştir.

                        Bu durumda CMK’nın genel hükümlerinin uygulanması gereklidir. CMK’nın genel hükümleri uyarınca, belirlenen netice ceza 3,000 lirayı geçmiyor ise hüküm kesin nitelikte, 3,000 lirayı geçen hükümler ise istinafa tabi olmalıdır.

                        Bölge Adliye Mahkemelerinin kurulmasından önce Yargıtay, 3,000 lirayı geçmeyen adli para cezasının yanı sıra güvenlik tedbiri (örneğin sürücü belgesine geçici el koyma) kararı verilmesi halinde, ceza miktarına bakılmaksızın hükmün temyize tabi olacağını benimsemişti. Bu içtihadın bölge adliye mahkemeleri tarafından da benimsenmesi halinde, adli para cezasının yanı sıra güvenlik tedbiri (çek keşide etme yasağı) verildiğinden, ceza miktarı 3,000 lirayı geçmese de hükmün istinafa tabi olacağı görüşü ileri sürülebilir. Böyle bir görüşün ileri sürülmesi ve uygulanması durumunda ceza miktarı ne olursa olsun tüm hükümlerde çek keşide yasağı olacağından hükmün istinafa tabi olması gereklidir.

                        CEZA ALT VE ÜST SINIRI: Çek Kanununda öngörülen cezanın alt sınırı gösterilmemiş. Bu durumda genel hükümleri düzenleyen TCK’nın 52/1 maddesi uyarınca adli para cezasının alt sınırının 5 gün olduğu dikkate alınmalıdır. Cezanın üst sınırı 5941 sayılı Kanunda 1,500 gün adli para cezası olarak düzenlenmiştir.

                        Hakim temel cezayı belirlerken, TCK’nın 61. maddesi uyarınca, suçun işleniş biçimine, sanığın kastının yoğunluğuna suç konusu çekin değerine bakacak ve 5 gün ile 1,500 gün arasında bir gün para cezası belirleyecektir. Gün miktarı belirlenirken, sanığın belirlenen para cezasını ödememesi halinde belirlenen gün kadar hapsedileceği dikkate alınmalı ve gün miktarı buna göre belirlenmelidir.

                        Belirlenen ceza üzerinden TCK’nın 62. maddesi uyarınca takdiri indirim yapılmasına engel bir hüküm bulunmamaktadır.

                        Bu şekilde belirlenen gün para cezası, TCK’nın 52/2 maddesi uyarınca, sanığın ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önüne alınarak, günlüğü 20 lira ile 100 lira arasında bir miktar ile (genel uygulama 20 lira ile çarpmak şeklinde) çarpılıp adli para cezası miktarı bulmalıdır.

                        Bu şekilde bulunan miktar, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarı ile çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı       Kanuna göre ticari işlerde temerrüt faizi oranı üzerinden hesaplanacak faizi, takip ve yargılama gideri toplamını geçiyor ise sorun yoktur. Netice ceza belirlenmiştir. Bu miktarı geçmiyor ise ceza belirlenen miktara çıkarılmalıdır.

                        Çek Kanununda cezanın bireyselleştirilmesi, taksitlendirilmesi konularında özel bir düzenleme yok. Bu nedenle TCK’nın 52/4 maddesi uyarınca taksitlendirme yapılması mümkündür.

                        Cezanın belirlenmesinden sonra güvenlik tedbiri olarak düzenlenen çek yasağı konusunda da hüküm kurulmalıdır. 5941 sayılı Kanun uyarınca çek yasağı hem çeki keşide eden için hem de adına çek keşide edilen tüzel kişi için verilmelidir.